2018 Öncesi Dağıtım Bedeli İndirimi İptal…

2017 yılı dahil, kurulmuş olan Güneş Enerji Santrali Dağıtım bedellerinde %75 oranında bir indirim uygulanıyordu. Hatta daha önce bu konuda (ilgili yılda) indirim almak için daha yüksek maliyetlere katlanmanın doğru olmadığını anlatmaya çalışmıştım.

31.12.2021 tarihinde şok elektrik fiyatları ile, Lisansız Üreticilere bir soğuk duş etkisi de Dağıtım Bedelleri konusunda gerçekleşti. Kimi gece , kimide sabah bir anda Dağıtım Bedelinde korkunç bir artış ile karşılaştılar.

Bir anda aldıkları indirim iptal oldu, yerine ciddi bir artış ile karşılaştılar. Şimdi kimisi, bu santraller şu kadar kazanıyor, işte enerji bedeli 13,3$/cent alıyorlar demesin. Sonuçta bu Güneş Enerjisi için verilmiş bir teşvik fiyat ve bu indirimde onun bir parçası, bir anda ben sildim diyerek silinebilecek bir şey olmamalı. Bu uygulamada aslında devletin kaybıda yok, dağıtım bedeli sonuçta özel şirketlere verilen bir bedel. Ülkemizde güncel fiyatlar ile son kullanıcı fiyatları Ticarethane sınıfında 14$/cent barajını zaten aşmış durumda…

Bir ara verip, bugüne kadar ne olduğuna bakmak istiyorum.

 2017 veöncesi2018 vesonrası
Yayınlanma Tarihikr/kWhArtış Oranıkr/kWhArtış Oranı
1 Nisan 20172,56280%10,2510%
1 Temmuz 20172,5628-2%10,251-2%
1 Ekim 20172,510413%10,041713%
1 Ocak 20182,8276-3%11,3104-3%
1 Nisan 20182,73138%10,92538%
1 Ağustos 20182,94620%11,78480%
1 Eylül 20182,9477-3%11,7907-3%
1 Ekim 20182,85816%11,431816%
1 Ocak 20193,30611%13,22411%
1 Nisan 20193,6728%14,68797%
1 Temmuz 20193,948113%15,767114%
1 Ekim 20194,474811%17,899111%
1 Ocak 20204,9473-2%19,789-2%
1 Nisan 20204,8453-7%19,381-7%
1 Temmuz 20204,511%18,03991%
1 Ekim 20204,556716%18,226716%
1 Ocak 20215,28740%21,14970%
1 Nisan 20215,30857%21,2347%
1 Temmuz 20215,6882397%22,752724%
1 Ocak 202228,2765 28,2765 
Dağıtım Bedeli Artışları

İnmiş, çıkmış ama ortalamada belirli bir değerde kalmış, güncel halde ise 2017 öncesi sahalar için çok ciddi bir artış var, 1mW ortalama üretim yapan bir sahayı ele alırsak ;

Dağıtım Bedeli Farkı

Burada ciddi sayıda etkilenen santral sahiplerinin yapması gereken acil konu, bence EPDK’ya yazılı itiraz ile başlamalı, dava sürecinden önce durumundan duyulan rahatsızlık dile getirilmeli, hak kaybı için önlemer alınmalı. İlk başta bireysel farkındalık ile bundan zarar edildiği, insanların bunuda hesaplayarak bir yatırım yaptıkları belirtilmeli.

Örneğin pek çok yatırımcı bu indirim için, yatırımını çok daha pahalı bedeller ile, aceleyle kurdu, sonraki yıllarda sürekli bakımlar, yenilemeler yapmak zorunda kaldı. Tüm bunları yaparken kredi aldı, maliyetlerini gelirlerini modelledi. Ayrıca değerli Avukat arkadaşımız Av. Özgür ÖZBEK’in aşağıdaki tavsiyeleri uygulanabilir.

Dağıtım bedeli ile ilgili olarak yasal yollara başvurmayı düşünen üreticiler için iki somut önerim olacak:
İleride açılacak davalarda “faturayı alıp muhasebe kaydına aldın ve yasal sürede itiraz etmedin” gibi bir savunma ile karşılaşmamak için;
1- Bugünden itibaren yapılacak dağıtım bedeli ödemelerinde dekonta “yasal haklarım saklı kalmak kaydıyla “ şeklinde açıklama yazılması,
2- Aylık olarak yapılan muhasebe mutabakatlarında da “yasal haklarım saklı kalmak kaydıyla “ şeklinde açıklama yazılması. Bu şekilde açıklama yazılması size bir zarar vermez ancak, ileride açılacak davalarda karşı tarafın bir savunmasını şimdiden ortadan kaldırma imkanı verir.

Peki neden bu kadar bunu olay yapıyoruz? Bu aslında bir indirim değil miydi ? Sonuçta indirimdi, ve kaldırıldı mı demeliyiz?

Merak edenler için link ;

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/12/20161231M2-19.pdf

Sayda 198 (sondan bir önce)

https://basvuru.epdk.gov.tr/

Yukarıdaki link e-devlet şifreniz ile resmi başvuru yapabileceğiniz EPDK bilgilendirme linkidir. Doğrudan durumunuzu anlatıp, bu durumdan duyduğunuz rahatsızlığı, bu ayrımın düzeltilmesini talep edebilirsiniz. İlk etapta yasal süreçten önce (Avukat arkadaşlarımız 60 gün itiraz süremiz olduğunu belirtiyor) bu şekilde bir başvuru yapılabilir.

Aslında sadece 2017 ve öncesi değil, sonrasında kurulan saha GES’lerde bunu talep etmeli, sonuçta bu konuda her ne kadar öngörülmemiş bir gelir olsada, 2018 sonrasında kurulan GES’lerde ciddi bir kayıp söz konusu, belki onlarda itirazlarını daha güçlü yapmalılar…

Sonuç konusunda karamsal olmasına karamsalım, ama mücadele etmeden de pes etmeyelim diyorum. Umarım girişimleriniz bir sonuç verir ve bu uygulama değişir.

Güç sizinle güneş ve adalet hepimiz ile olsun.

Cüneyt Selçuk Güngör

Ek Bilgiler ; Bende bu konunun dilekçe vs. ile çözülmeyeceğine inanan taraftayım, ama öncesinde yoğun bir başvuru ile kamuoyu baskısı yaratarak belki, belki basit bir çözüm bulunabilir.

Deniz Selkan Polatkan’a teşekkürler örnek dilekçe metni 1 ;

T.C. ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

Elektrik Piyasası Daire Başkanlığı’na,

05.01.2022 – Ankara

KONU : Lisanssız Elektrik Üreticileri için belirlenmiş olan Dağıtım bedelleri

Bilindiği üzere, 31.12.2015 tarihli ve 29579 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan 5999-3 sayılı EPDK kurul kararına göre Dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin ödenmesi gereken bedeller her yıl 3 ayda bir EPDK tarafından yapılan hesaplamalar ve piyasa elektrik birim fiyatları ve maliyetleri doğrultusunda belirlenmektedir.

Bu çerçevede üreticiler ve tüketiciler için belirlenen dağıtım bedelleri, 2016 yılından bu yana özellikle ve sadece lisanssız elektrik üreticileri için normalin     5-6 katı seviyesinde uygulanmakta ve bu sebeple büyük haksızlıklara neden olmaktadır.

Piyasadaki tüm üreticiler ve tüketiciler, elektrik sistemini ve altyapısını kullanırken ödedikleri bedellerin hakkaniyetli, uyumlu ve mantıklı olması gerekirken, bu husus da, lisanssız elektrik üreticileri münferit olarak adeta cezalandırılmaktadırlar.  

Bu sebeple EPDK’nın acil olarak 31 Aralık 2021 tarihinde almış olduğu kararı düzelterek, lisanssız elektrik üreticilerinin ödemesi gereken dağıtım sistemi kullanım bedellerinin diğer üretici ve tüketicilerle eşitlemesini talep ediyoruz. 

Aksi takdirde aşağıdaki gerekçelerle tüm yasal haklarımız saklıdır.

  1. Eşitlik ilkesi ; Aynı dağıtım sistemini kullanan üretici ve tüketiciler, benzer kullanım maliyetleri ile fiyatlandırılmalıdır.
  2. EPDK, 29.12.2016 tarih ve 6838 sayılı kararı ile çelişmemeli ve bu karar çerçevesinde belirlemiş olduğu sistem kullanım bedellerini, tüm temiz enerji kullanıcıları için eşit ve adil olarak uygulamalıdır.
  3. EPDK, ülkeye ve sisteme güvenerek temiz enerji yatırımı yapmış olan üreticileri cezalandırmamalı, bilakis desteklemelidir.
  4. EPDK, Yatırımcıların ödeme dengelerini bozacak kararlardan çekinmelidir.     

Gereğini arz ederiz. 

Saygılarımızla,

İlgili kişi : 

E mail :

Tel :

Ekleri :

  • İmza sirküleri ve Ticaret Sicil Gazetesi

Av.Bülent Aksoy’a teşekkürler Örnek Dilekçe metni 2;

ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMUNA

KONU   : 30.12.2021 tarih 10700 sayılı kurul kararının haksızlığının iletilmesi ve geri dönülmesi talebimizin sunulmasıdır.

Kurumunuzun 29.12.2016 tarih 6838 nolu kararı ile;

 “ c) Elektrik Piyasası Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendi kapsamındaki lisanssız üreticiler için sadece tek terimli dağıtım tarifesinin uygulanmasına ve 31.12.2017 tarihinden önce geçici kabul alan tesisler için 10.05.2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan yararlanılan süre boyunca söz konusu tarife üzerinden % 75 indirim uygulanmasına karar verilmiştir.”

5346 sayılı Kanunda belirlenen fiyatlardan yararlanılan süre indirim uygulanır demektedir. 5346 Sayılı Kanunun Lisanssız elektrik üretim faaliyeti başlıklı 6A Maddesi bu süreyi belirlemiş olup 10 yıldır.

Yani bu karara göre santralimiz geçici kabul tarihinden itibaren 10 yıl boyunca indirimli sistem kullanım bedeli ödeyecekti.

Bu kararı gören şirketimiz ve şirketimiz gibi yüzlerce firma yaklaşık 1 yıllık zamanın kısıtlı olması nedeni ile; örneğin maliyetlerdeki döviz bazındaki artışlara rağmen panel watt birim fiyatı 30- 35 dolar-cent iken, o dönem yetiştirmek için 52- dolar-cente panel alarak, neredeyse 2 katı maliyete yatırım yaptık.

Tedarik zincirlerindeki bozulmalar nedeni ile bütün dünyada döviz bazında emtia fiyatlarının kat be kat arttığı şu günlerdeki maliyet dahi o günlerdeki maliyetimizin yarısı civarındadır. Bunu yaparken devletimize, düzenleyici kurumların kararlarına güvenerek, 10 yıl boyunca bu indirimden faydalanmak için bu yatırımı çok büyük maliyetlerle borçlanarak tamamladık.

Birim satış bedelimiz ve birim sistem kullanım bedelimiz belli olduğu için dövize endeksli olarak borçlandık ve gelirimizin tamamına yakınını vadelere yayarak yatırımı tamamladık.

30.12.2021 tarih 31706 6. Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30.12.2021 tarih 10700 sayılı Kurul Kararı ile 29.12.2016 tarih 6838 sayılı kararının c maddesinin 1.1.2022 tarihinden itibaren yani 31.12.2017 tarihinde ve bu tarihe yakın tarihte bitirilmiş yüzlerce santralin geçici kabul tarihlerinin 5. yılında, 5346 sayılı yasada belirtilen 10 yıllık sürenin tam ortasında yürürlükten kaldırıldığını öğrendik.

Bu işlemin haksızlığı, yanlışlığı açıktır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olup; devlet ve düzenleyici kurumlar vatandaşlarının ve müteşebbislerinin kendine duyduğu güveni sarsıcı- hukuk devletini zedeleyici işlemler yapamaz.

Vatandaş- müteşebbis herhangi bir işlem yaptığı anda mevcut olan düzenleyici işlemlere güvenebilmelidir ki yatırımlar devam etsin.

Devletimizin en temel ilkelerinden biri HUKUK DEVLETİ olmasıdır ve bu ilkenin en mühim özelliği BELİRLİLİK ve HUKUK GÜVENLİĞİ’dir. 2016 yılında 10 yıl boyunca uygulanacağı belirtilen indirimin 5 yılda kaldırılmasını kimse öngöremez.

Anayasa’nın 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” hükmü yer almıştır.

Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin önkoşullarından biri kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanmasıdır. Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Hukuk devletinin bir diğer önkoşulu da belirlilik ilkesidir. Belirlilik ilkesi, yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olma gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasıdır.[1]

Üstelik kurul kararında hiçbir gerekçenin dahi gösterilmesine lüzum görülmemesi esasen işlemin haksızlığının yapan kurumca da bilinmesi nedeni iledir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Devletin temel amaç ve görevlerini belirlemiştir:

“MADDE 5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

Bu açık ödevine rağmen düzenleyici kurumların vatandaşının- müteşebbisin ekonomisini bozmaya, hukuk devleti ilkesini zedelemeye, 10 yıl boyunca indirim uygulanacağını belirttiği işlemi gerekçesiz bir şekilde kaldırmaya, vatandaşını zarara uğratmaya, biraz daha ötesi batırmaya hakkı yoktur.

Bu düzenlemeden dönülmesini ve 29.12.2016 tarih 6838 sayılı kararının c maddesinde belirtilen ve 10 yıl boyunca devam edeceği belirtilen indirimin devamı yönünde yeni bir karar alınmasını talep ederiz. ….. tarih

                                                                                                              ….. Şti

Bilgi: Enerji Bakanlığı.

Eki: Dağıtım şirketinin bu değişiklik öncesi kestiği sistem kullanım faturası sureti.


[1] Anayasa Mahkemesi’nin 07.04.2016 tarih Esas Sayısı2015/94 E. 2016/27 K. Sayılı kararı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.